3 Şubat 2010 Çarşamba

Ceza Puanı Uygulaması

    
Ceza puanı uygulaması hakkında bilgimiz var mı? Ya da Ne biliyoruz ne kadar biliyoruz...

       Ceza puanı uygulaması 1 yıl boyunca sürücü hatalarının takibi ve gerekli müdahaleler in yapılmasını sağlayan bir sistem. Tabiî ki "Yüksek Puan" almak burada can sıkıcı olabilir, 5 yerine dört almış arkadaşlarım aklıma gelince seviniyorum doğrusu bu yönde bir eğilimim olmadığı için!

        Ceza puanının her trafik hatası veya suçu karşılığı bir değeri var. Bazı hatalar 3 bazı hatalar 5 ve 1 puan hatırladığım kadarı ile, ve sınır 100 puan olmalı. Peki, 100 puana ulaştınız ne olacak, tabiî ki "Takdirname" almayacaksınız. bunu karşılığı trafikten kısa süreli men ve ehliyete el konulması ve sanırım duruma göre rehabilitasyon. Bunun yanında psikoteknik test dedikleri bir yetenek ölçüm sistemi. Burada bunu açmak istiyorum, nedir psikoteknik test. Bu test ile askerliğimi yaparken tanıştım. O dönem ben ve benim gibi 300 asker daha aynı kâbusu yaşadı.
       Kabus mu !? O neden?  diyorsanız eğer, şoför adaylarının eliminasyonu amacı ile kullanılan psikoteknik bizim için komando veya şoför olmak anlamı taşıyordu. Komando olmak değil ama eğitimi korkutuyordu herkesi.

       Devam edelim, psikoteknik beyin ile uzuvlar arasında ki iletişimi ( Buna refleks yanıt sistemi diyebiliriz ), algıda seçicilik, mantıksal yetenek, dış etkilere cevap gibi zihninizi zorlayan bir dizi test den ibaret. Örnek vermek gerekirse, saniyenin 3’te biri süresinde bir resim size gösterilir. ve daha sonra resimle ilgili bir soru sorulur  " resimdeki yol asfalt, stabilize yada parke taş mı ?"" hadi buyrun görmediniz ki cevap verin, gördüyseniz bile emin değilsiniz. Diğer bir soru şekli " 2 şekil aynımı değil mi " gelen şekilleri anlamlandırmaya çalışırken zaman geçer, ama doğruluktan öte zaman önemlidir, çok hızlı olmak gerekir.
  Ne derece başarılı olduğumu bilemesem de şoför olabildim.

     Ceza puanı uygulaması ve yaptırımları böyle işliyor hatırladığım kadarı ile. Peki, neden anlattım bunları?
İlk yazımızda bahsi geçmişti, 98 ve 101 puanlı minibüs şoförleri konuya sebep teşkil etmekte. Bilinen bir gerçek minibüs, otobüs ve taksi şoförleri ( hatasız ya da hatasız olamaya çalışlanlar vardır, üzerlerine lütfen alınmasınlar )  "Kural İhlalleri " konusunda çok başarılı. Benim değinmek istediğim, yaşadığımız dâhil olduğumuz sistemin yani trafik düzeni ve kurallarının ya da trafik kanunlarını bu insancıkları nasıl aramızda barındırabiliyor?
   
    Olayın açığa çıkması çok ilginç, Minibüs hareket eder, yol üzerinde bir arkadaşını alır ve sohbet başlar.

- Ne haber ?
- İyi abiii işte
- Biliyomusun filancayı harcamışlar ( yada buna benzer bir tabir )
- kimi ?
- Onu işte
- Haa Biliyorum, bunuda ... zaten !
- Yapma yaa
- Abi bende 98 puan var !
- Bendede 101
- Ben çalışmasam peder bana bakar mecburen varsın olsun
- Biliyomusun yıl dönümünde benim 98 sıfırlanıyor
- Ama senin 101 sıfırlanmıyor 5 sene geçse bile
- Hadi yaa !

        Şimdi benim anlamadığım bilmediğimiz bir ekonomik güç bu adamları trafiğe çıkıp kafalarına göre takılsınlar diye destekliyor mu, ya da bu adamlar neye güvenip bu kadar rahat davranıyorlar. Peki, öncelikle özür dileyerek, bu sidik yarışı neden? Atari oyunu değil ki yüksek puan hava atmak için bir sebep olsun " ben seni geçtim, senden daha iyiyim" diyebilmek için sebep olsun.

  Ne cesaret ki bunlar rahatlıkla sokakta dolaşabiliyorlar. Bence kaldırımda yürümeleri bile sakıncalı bu insanların. Sistemin yaptırımları bu kadar mı zayıf ki bu insanlar trafiği hala oyun sanıyorlar.

   Nasıl oluyor da kurban oluyoruz, kurban olmamak için bizde mi bu şekilde rahat olalım.

Burada bir cümle yazmak istedim, çok sevdiğim bir kitaptan alıntı olarak.

" Kendi cenazenizi hiç düşündünüz mü, tabutun çevresinde insanlar neler yapıyor, neler konuşuyor. Ne düşünüyorlar hakkınızda. Düşünün  "

Saygılar

26 Ocak 2010 Salı

Karlı hava gözlemleri

İstanbul'da kar yağışı etkisini yavaş yavaş kaybediyor. Kaza bilançosu gibi altı çizili, büyük puntolu haberlere rastlamadiğıma göre herhalde ucuz atlatıldı. Ama karla birlikte hayatımıza giren bir sürü klişe aynen devam ediyordu

Yine ileri sürücülük teknikleri uzmanları ana haberlere çıkartılarak şov yaptırıldı. Sınava çalışmamış öğrenciye, sınıfın kapısında "notlara bir kerecik olsun bak, Allah da yardım eder bu sınavı atlatırsın" zavallılığı ve samimiyetsizliği ile çekiş (traksiyon) nedir, ABS nasıl çalışır, zincir nasıl ve hangi tekerleklere takılır konularında onlara ayrılan beş dakiklık süre içinde eğitim verildi. Bunca eğitimsizliğin içinde bunada şükür tabi. Ama "Bu güne kadar aklınız nerdeydi ey medya" kimse demedi. Diğer yandan kimse araçta zincir kadar öncelikli bulunması gereken eldivenden bahsetmedi. Muhtemelen hiç 10+ cm karda ve -10 derece sıcaklıkta zincir takmak zorunda kalmamışlardı.

Arkasından lastik firmalarından yetkililer, kış lastikerini durumun trajik halinden de yararlanarak pazarlamaya, reklamını yapmaya çalıştılar. Şirketteki penceremden E-5 Maltepe kesimine baktığımda, Ön tekerleklerinde zincirlerle neredeyse 80, 90 km hızla ilerlemeye çalışan araçlar gördüm. Hem yola hemde araçlarına verdikleri zararları düşününce içim parçalandı. Muhtemelen kış lastiği denen şeyden haberleri bile yoktu.

Yine eminim ki yanlış tekerleğe zincir takan, yokuşlarda lastiklerinin havasını indiren, sadece çekiş olan tekerleklerinde kış lastikleri bulunan sürücüler yollardaydılar. Ve hemen hepsi antifrizin sadece kar yağdığında konulan bir şey olduğunu sanıyorlardı. Eminim ki yüksek yerlerde, yokuş diplerinde ellerinde kar zincirleriyle adam kazıklamaya çalışan şoparlar bir sürü para kazandı. Bazı uyanık benzincilerde antifriz 2 katı fiyatla satmaya çalıştı.

Ve bu sene yeni farkettiğim bir şey de 4çeker araç sürücülerinin gereksiz özgüvenleriydi. Hiç birinin güvenli sürüş konusunda bilgi sahibi olmadığına emin olduğum en az on tane 4çeker aracı E-5 de (azalan görüş mesafesini de dikkate almazcasına) yüksek hızda seyrettiğini, sert şerit değişimleri yaptığını gördüm. Önümde seyreden bir tanesi arka cam rezistansını çalıştırıp arka ayna görüşünü kazanmanın öneminden bile bihaberdi. Diğer bir tanesi yokuş olan park yerinden çıkmakta zorlanan bir aracı sabırsızca bekledi, korna çaldı. Ve muhtemelen içinden "şu insanlara bak jeepleri yok bir de bu havada yola çıkıyorlar" diye geçirdi (belki de geçirmedi).

Evet sınırlı bir gözlem sonucunda gözüme bunlar takıldığına göre ucuz atlattığımızı daha iyi idrak ediyorum. Türk insanı olarak hayatımızın değeri az ama garip bir durum var genelde kefeni yırtıyoruz.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Kar ve İstanbul !

Kar ve İstanbul  sıklıkla yan yana gelmeyen iki kelime. 
Peki ya gelirse !!!



   Güzel Ülkemin nadide köşesi istanbul karla kaplandığında bam başka görünrüler ve güzellikler oluşturur bizlere. Kartopu oynayan çocukların gülüşmeleri , kar yağışı ile bastırılan seslerin arasından yükselir. Gören gözler bahar sevinci ile dolar taşar. Varmı çocuk cıvıltısından güzeli, her ortamı neşelendiren eşsiz benzersiz bir sevinç değilmi.


     Velhasıl şanslı iseniz okullar tatil olur, çocular sokaklara dökülür ve güne neşe içinde başlarsınız. Varsa arabanıza yoksa toplutaşıma aracı ile düşersiniz yollara. Malum ,  kar ve buz tehlikelidir taşıt trafiğinde hareket etmek zordur ve durmak daha zordur. Yer yer aksaklık olur ve trafik aksamaya uğrar. Normal tabi burası metropol.  Trafikte görmek istediğiniz son şey doğanın bağrından kopmuş vahşi hayvanlardır.

      Ve malesef bu hayvanları ağır vasıta kullanırken görürüz. O hayvan anlarsa eğer,  kavşakta karlı ve buzlu yolda bir araba beklememek için gaza basmanın ne manası var. Bu kış kıyamette kaza yapmak hiçmi geçmez aklından. Hergün trafiğe çıkıp sürü ile kural ihlali yapan, sonra diğer şöförlere hakaret yağdıran insan müsfetteleri çekilin aramızdan. Sesleniyorum çıkın aramızdan dönün ormanınıza.   Size yazıldı bu yazı aslında, ama bu yazıdan haberdar olmayacaksınız bile .

   Ve diğer grup, pasif sürücüler. Onlarada kızıyorum evet , hergün üstümüze çıkan bu insanları uyarmadığınız için tepki göstermediğiniz için. Pasif kaldığınız için. Ve trafik polisleri, onlarada kızıyorum çünki 101 ceza puanlı ( inandırıcı değil pek ama bunuda diğer bir blogda paylaşacağım ) ve 98 ceza puanlı insanların trafikte dolaşmalrına nasıl izin verdiklerini anlayamıyorum.  Ceza işlemi yapmadıkları için trafiikte geziyor trafik canavarının tasfirinden fırlayarak hayat bulmuş halleri.

       Belki bu yazıyı kimse okumayacak yada kimse umursamayacak. Hey belki sen bile okuyor olabilirsin trafik canavarı. Ama ben rahatladım sıkıntımı attım, dejarz oldum derlerya öle işte.


     Ama siz yine uymayın kurallara, yaralanmasına veya ölümüne sebep olacağınız kim olduğunu düşünmeden yine.

YA O EN DEĞER VERDİĞİNİZ İSE.......